uc-aylar-ne-zaman-basliyor-mubarek-uc-aylarin-baslangici-2014--4315954

Üç aylarda ve kandillerde ne yapma(ma)lıyız?

Üç aylarla ilgili rivayetlerin incelemesi

A- ÜÇ AYLAR

Ramazan ayı:

Mübarek üç aylar diye adlandırılan aylar Receb, Şa’ban ve Ramazan aylarıdır. Bu üç aylardan Ramazan ayı hakkında Kur’an’da: “Kur’an o’nda indirilmiştir” denmiş ve bu ayın tamamında oruç tutmamız emredilmiş ve bu aydaki kadir gecesinin bin aydan daha faziletli olduğu beyan edilmiştir. Hadislerde Ramazanda yapılan amellere bire on sevap verileceği vaat edilmiş, akşam-gece ibadetlerinin fazlalaştırılması tavsiye edilmiştir. Teravih adında 20 rekâtlık namaz da ayrıca bu aya mahsus bir ibadet kabul edilmiştir.

Recep ayı:

Üç ayların ilkidir. Fazileti halk nezdinde pek meşhurdur. Bu ayın içerisinde Regâib ve Miraç kandillerinden bahsedilir. Bu aylarda oruç tutmanın faziletine dair bir hayli rivayet nakledilir. Bu ayın belirli gecelerinde hususen kılınışı tarif edilmiş namazlar anlatılır. Yapılan ibadet ve zikirlere verilecek fazla sevaplar dilden dile dolaşır. Fakat tüm bunların doğru ya da yanlışlığına dair birçok eser ve makale/risale kaleme alınmıştır. Biz de bu iki kandil ve bu ayla ilgili birkaç rivayeti kritik edeceğiz.

Regâib kandili:

Receb’in ilk Cuma akşamı Regâib Kandili olarak kutlanmakta olup bu geceye mahsus bir namazdan bahsedilir. Bu namazı kılana günahlardan temizlenme ve çokça sevap vaat edilir.

Rivayet (1): Regâib gecesinde 12 rekâtlık namaz

“Her rekâtta Fatiha ve (3 kere) Kadir suresi, (12 kere) İhlâs suresi okunarak iki rekâtta bir selam verilmek suretiyle toplamda 12 rekât namaz kılıp, ardından (70 kere) salavat getirip, ardından secde yapıp secdede (70 kere) Subbuhun kuddüsün… duası okunmalı… ” şeklinde devam eden ve kılanın da tüm günahlarından temizleneceğini vaat eden bu rivayet hakkında hadis imamlarından Iraki, İbn Kayyim ve başka birçok âlim “uydurmadır” der. İbn Receb: “Bu gecedeki namazın faziletine dair olan bu hadis yalan, batıl ve asılsızdır” der. Yani bu rivayetle amel etmek caiz olmayıp bu namaz kılınmaz. Üstelik bunu uydurup Peygamberimize nispet edenin 416 vefatlı Ebu Ali bin Abdillah bin Cehdam el-Hemedâni olduğu da tespit edilmiştir.

Recebin 15. gecesi:

Rivayet (2): Recebin 15. gecesinde 14 rekâtlık namaz

“Bu gecede her rekâtında Fatiha, (14 kere) İhlâs ve Felak-Nas sureleri okunması suretiyle kılınacak olan 14 rekâtlık namaz”ı anlatan rivayet hiçbir hadis âliminin süzgecinden geçememiştir.

İbn Cevzi, Cüzekani, Suyuti, İbn Arrak ve başkaları bu rivayet hakkında “Mevzu/Uydurma” demişlerdir. Yani Recebin 15. gecesine mahsus namazı anlatan rivayet asılsız olup Hazreti Peygamber Aleyhisselam’a ait değildir.

Abdulhay el-Leknevi, Dehlevi’den şunları nakleder: “Bu gece hakkında hadis kitaplarında ne menfi ne de müspet bir şey buldum. Bilakis bu güne verilen değer ve bu günün kutsanması, sonradan ortaya çıkarılmış bidatlerdendir.” (el-Âsâru’l-Merf’ûa fi’l-Ahbâri’l-Mevdûa)

Miraç kandili: Receb’in 27. gecesi:

Miraç: Peygamber Efendimiz’in Aleyhisselam Mekke’den Mescidi Aksa’ya yürütüldüğü gecede “Mescidi Aksa’dan semâya yükseltilmesine” denir. Bu gece Peygamberimizin Allah Azze ve Celle ile buluşmasının meydana geldiği, kendisine Bakara suresinin son iki ayetinin verildiği ve 5 vakit namazın farz kılındığı bir gecedir.

Miraç’ın Peygamberimiz henüz Mekke’de iken meydana geldiği kabul edilmektedir. Hangi ayda meydana geldiği ise muhaddisler ve tarihçiler arasında tartışılmış olup, Rabiu’l-Evvel, Rabiu’l-Ahir, Zilhicce, Şevval ya da Ramazan’da vukua geldiğine dair görüşler mevcuttur. Fakat Receb’in 27. gecesinde olduğu konusundaki görüş kuvvetli bulunmuş, nihayetinde bu geceye önem atfedilmiştir. Dolayısıyla Âlim Leknevî (rahmetullahi aleyh) bu günün gecesinde ibadet etmeyi, gündüzünde oruç tutmayı müstehap görmüştür. (A.g.e)

Rivayet (3) Miraç gecesindeki 12 rekâtlık namaz:

“Her kim Fatiha ve zammı süre okumak suretiyle 12 rekât namaz kılar, ardından (7 kere) Fatiha süresini okursa, sonra da (7 kere) Subhanellahi ve’l-Hamdülillahi… duasını söyler ve o gecenin gündüzünü oruçlu geçirirse 60 senelik günahı affolur” şeklindeki, Hazreti Peygamberimizin sözüymüş gibi aktarılan bu rivayet hakkında İbn Hacer el-Askalâni: “Efendimiz’e ve İbn Abbas’a nispet edilmiş uydurma bir sözdür” der. Yani bu gecede böyle bir hususi suretteki namazı kılmak haramdır.

Receb ayında Oruç:

Rivayet (4): “Her kim Receb ayında oruç tutar ve o günde 4 rekâtta namaz kılarsa…” şeklinde nakledilen rivayet İbn Cevzi ve Suyuti tarafından “uydurma” olmakla nitelenmiştir. Dolayısıyla sahih ve doğru değildir.

Rivayet (5): “Her kim Receb ayında iki gün oruç tutarsa şöyle sevap alır, üç gün tutarsa şöyle, dört gün tutarsa şöyle… 15 gün oruç tutarsa şöyle…” şeklindeki rivayetin, Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem’in sözü olmadığını İbn Cevzi söyler. Dolayısıyla bu sevabı umarak oruç tutmak doğru değildir. Üstelik bidatle amel etmiş sayılır.

Receb ayı hakkında sonuç:

Receb ayının faziletine dair, bu aya mahsus bir namaza dair, bu ayın belirli bir gününde tutulması istenen oruca dair ya da ibadet ve itaatten yapıldığında çok sevap vadine dair hadis diye nakledilen sözlerin hiç birisi Peygamber Aleyhisselam’a ait değildir. (İbn Hacer, Tebyinü’lAceb, İbn Receb, Letâifü’l Meârif)

Ayrıca İbn Receb el-Hanbelî, Regâib gecesindeki namaz hakkında “ilk devir Müslümanlarından hiçbir şey nakledilmemiştir. Çünkü bu namazın kılınması hicri 4. asırdan sonra Şam’da ortaya çıkmış bidat bir uygulamadır” der.

Şa’ban ayı:

Şa’ban ayına dair hadislerin varlığı inkâr edilemez bir husustur. Hazreti Aişe ve başka sahabelerden birden fazla hadis nakledilmiştir. Efendimizin bu ayın başında diğer aylarda tuttuğundan daha fazla oruç tuttuğu anlatılır. (Muvatta, Buhari, Müslim)

Şa’ban ayının 15. gününden sonra oruç tutulmaması gerektiği hususunda da Peygamberimiz’den nakiller mevcuttur. (Ebu Davud, Tirmizi)

B- KANDİLLER

Beraat Kandili

Bu gecede Efendimizin çok ibadet ve dua ettiğine, kabirleri ziyaret edip onlara hayır duada bulunduğuna dair Ahmed bin Hanbel, Tirmizi, İbn Mace ve Beyhaki’de hadisler mevcuttur. Sözlü ya da fîli bu hadislerin genelinden bu gecede ibadeti fazlalaştırmanın müstehaplığı ortaya çıkmıştır. Lakin hususi olarak ne bir namaz ne de başka bir ibadet nakledilmiştir. (el-Âsârü’l Merfûa)

Rivayet (6): Beraat gecesinde namaz (Hayır Namazı)

Şa’ban ayının 15. gecesi beraat adıyla anılmıştır. Hazreti Ali’den bir rivayetle, Hazreti Abdullah İbn Ömer’den (radiyallahü anhüm) bir başka rivayetle aktarılan “her kim Şa’ban’ın 15. gecesi her rekâtında 11 İhlâs okumak suretiyle 100 rekât namaz kılarsa Allah ona ölmeden evvel 100 melek gönderir. 30′u onu Cennetle müjdeler, 30’u …, 30’u da…” sözünün uydurma olduğunu fakihler ve muhaddisler söylemiştir. Irâki, İhya’daki hadisler üzerine olan tahricinde bu namazın sünnette aslı astarı yoktur, der. (el-Âsârü’l-Merfua)

Diğer rivayetler:

Beraat gecesinde 12 rekât, 50 rekât gibi namazların kılınmasının faziletine vb. şeylere dair rivayetlerin Peygamber Aleyhisselam’a da, bir başkasına da nispeti doğru değildir. Ve bunların hiçbirinin sahih sünnetlerde ve şeriatta yeri yoktur.

Receb ve Şa’ban Ayı Hakkında Sonuç:

Yukarıda anlatılanlar şöylece hulasa edilebilir:

Sünnette, Regâib kandili diye bir olgu olmadığı gibi bu güne dair hususi bir namaz, oruç ve fazileti nakledilen hiçbir şey yer almamıştır.
Sünnette, Receb’in 15. gecesi diye bir olgu olmadığı gibi bu geceye dair namaz ya da orucun müstehablığını vurgulayan hiçbir uygulama da yer almamıştır.
Receb’in 27′si Miraç gecesi kabul edilip makbul bir gün sayılabilir ve bu gecede ibadet fazlalaştırılıp gündüz oruç tutulabilir.
Beraat Kandili’nin faziletine hadislerde yer verilmiştir. Bu gece ibadetle geçirilip önemsenebilir.
Hiçbir kandile dair hususi bir namaz şekli yoktur.
Sünnette yerinin olmadığına dair yukarıda beyanatı verilen namaz ya da oruçların yer aldığı kitaplar genelde müellifleri büyük üstadlar olan kitaplardır. Ebu Talib el-Mekki’nin Kûtü’l Kulub’u, Gazzali’nin İhya’sı, Abdulkadir Geylani’nin el-Ğunye’si ve el-Hemedani’nin Behçetü’l Esrar’ı bunlara örnek olarak sayılabilir. Yazarları büyük âlim olmakla beraber muhaddis (hadisçi) değillerdir. Dolayısıyla zayıf ya da uydurma rivayetleri pekâlâ kitaplarına alabilmişlerdir.

Bize düşen görev, bu kitaplardaki hadislerin sahihini, zayıfını, mevzusunu ayırmaktır. Ki ibadetlerimizin teşri’ kaynağı olan Kur’an ve sahih sünnetle amel etmiş olalım. Aksi halde farkında olmadan Allah’a, bizler gibi insan olan birilerinin uydurduğu şekillerde namaz kılmış olacağız. Ve bu ibadetlerde gerçekte vaat edilmeyen sevaplar umacağız. Öte dünyada da umduklarımızdan hiç birini bulamamak şaşkınlığına dalacağız.

Bunlardan ilk iki kitabı kastederek İbn Hacer el-Mekki el-Heysemi şöyle der: “Bu eserlerde bahsedilen namazların sünnette uygulaması yoktur. Bidattırlar. Ve çok da çirkin uygulamadır bunlar.” (el-Âsârü’l-Merfua)

Büyük fakih- Muhaddis İmam Nevevi’de bu rivayetlerden bahsederken çok gazaplanır ve kızar…

Yukarıda vermediğim bir başka uydurma rivayeti anlatırken İbn Hacer: “Bunları yazarken tüylerim diken diken oldu. Allah bu rivayetleri uyduranların belasını versin. Yüzlerini karartsın!” der. (Tebyinü’l-Aceb)

İşte dinin muhafızları sünnet imamlarımız bunlardır! Hiçbir zındığın fitnesine izin vermedikleri gibi içimizden birilerinin dinden olmayıp da dindenmiş gibi gösterdikleri bazı meseleleri de böylece tespit etmiş ve hayatlarını bu alana vakf etmişlerdir. Rabbim razı olsun onlardan!

Yazıdaki maksadımız kesinlikle üç aylarda ya da diğer zamanlarda insanları namazdan, oruçtan, ibadetten soğutmak, uzaklaştırmak değildir. Bilakis amacımız Müslümanların mevzu, metruk, münker olan hadis rivayetlerini barındıran kaynaklarını sorgulaması ve sahih-sağlam sünnetle amele teşviktir. Rabbim amacımıza doğru hizmet etmeyi nasip etsin!

Biz de İbn Salah’ın bir fetvasındaki gibi söyleyerekten sözlerimizi burada tamamlayabiliriz: “Namaz kılmak güzel bir ibadet olmak ve kılana sevap kazandırmakla birlikte, Regâib, Miraç, Beraat namazları diye şu vakitte, şu dualar okunmak suretiyle, şu kadar rekât diyerek, kılınacak bu namazlara şekil vermek bidattir. Sünnette yeri yoktur. Âlimlerimiz de bunu hoş kabul etmemişlerdir. ” Vesselam…

İstifade edilen kaynaklar:
Leknevî, el-Âsâru’l-Merfûa fi’l-Ahbâri’l-Mevdûa,
Aclûni, Keşfü’l-Hafa, Sehâvî, Mekâsıdü’l-Hasene,
İbn Hacer, Tebyinu’l-Aceb,
İbn Receb el-Hanbelî, Letâifü’l-Meârif

Leave a Reply